Bir kırık testi misali... Umutların kaybolduğu, ağlayanların diyarına Sevda ikliminin en çetin mevsimine Sadece sevenlerin gittiği bir yere Korkarak değil gülercesine Acıların diyarına gidiyorum Babaannem kırılan ön dişini ha bugün ölürüm, ha yarın diyerek on yıl yaptırmadan yaşadı. Yaptırsaydı on yıl kullanmış olacaktıR30; Dedem okumasına izin vermediği için, annem ilkokuldan sonra okuyamamıştı. O gün bu gündür yakınıp durmaktaR30; Arkadaşlarım şimdilerde otuzlarından, kırklarına geçmekteler ve her birinin R20;Bizden geçti artık!R21; diye bıraktıkları onca şey var ki arkalarındaR30; Bir şeyler yapmayı isteyen ama yapmakta geç kaldığını düşünen bir yığın insan var. Ömrünün bu güne kadarki kısmında bir fırsat bulup yapamamış veya fırsat bulmuş ama devam ettirememiş insanlar... Bundan sonraki ömürlerini de yapamadıklarına R20;ahR21; ederek kaderi veya insanları suçlayarak yakınarak geçirilecek bir ömrü tercih ediyorlarR30; Yarısını hayalle, diğer yarısını da yaşanan pişmanlıkla, bazen de kendisine bazı şeyleri hak olarak görmeyen insanlarR30; Kendisine yaptıkları en ufak bir yatırımın boşa gideceğini düşünerek daha denemeden vazgeçenler. Herkesi suçlayarak rahatlamaya çalışanlar. Sonra da en çok kendilerine kızanlar... R20;Benden geçti artık!R21; demek, işin en kolayıdır. Yakınarak yaşamak gayret ederek yaşamaktan daha kolaydır. Türk halkı olarak dramı severiz. Kendine acıyan, kaderin tokadını yediğini söyleyen insanlar, en azından bir acımayı ve ilgiyi hak ediyorlardır çoğu kere. Tren ölmeden kaçmaz! Vakit dolmamışsa her zaman yeni bir başlangıç yapabilme ihtimali vardır. İstemeye devam ediyorsak ve bu istek durmaksızın içimizde yanmaya devam ediyorsa ulaşmak mümkündür çoğu kere. İnsan kendinde var olan potansiyeli fark ettiğinde, her şey yokluktan varlığa geçer. İmkândan, ihtimalden mümküne dönüşür. Her şey, her zaman mümkündür.Bize düşen isteme duygusunu verene dönmek ve ondan istemektir yalnızca. Öğrenmeyi istediğiniz bir dil için geç kalmış değilsinizdir. Sevmek için de sevilmek için de, yeniden bir işe girmek, bir yere taşınmak, zayıflamak ya da kilo almak için, üniversiteye kaydolmak ya da okuma-yazma öğrenmek için, affetmek veya af dilemek için, her şey için ölmeden önce vaktiniz vardır. Buradaki esas nokta peşinden koşacağımız şeyin bizim gerçekliğimizdeki yerinin anlamıdır. Bunun kriteri de içimizden geçen olumlu bir şeyin -ısrarla- içimizden geçmeyi sürdürmesidir. Yani bir şey ısrarla içimizden, aklımızdan geçiyorsa ne yaparsak yapalım o şeyi yok edemiyorsak demek ki yapmamız gereken bir şeydir o. Geleceğin üzerimizdeki gölgesidir. Diyebilirsiniz ki bir sürü negatif düşünce geçiyor zihnimizden, kalbimizden. Ne yani, şimdi onlar da mı yapmamız gereken şeyleri gösteriyorlar? Elbette ki değil onlar kaçmamız gerekenlerR30; Yapmamız gerekenler içimizdeki ukdelerR30; Kaçırdığımızı düşünerek vazgeçtiğimiz her şey. Ne olursa olsun, geriye dönüp baktığımızda R20;Bizden geçti artık!R21; cümlesi kadar boş bir düşünce yoktur aslında. Hala tren istasyonundaysak ve hala bir trene binme arzumuz varsa, o trene binmeliyiz. Her halükarda zaman geçmekte. Binsek de, binmesek de ömrümüz varsa binmiş olmayı seçerdik. Umut ettiğimiz sürece yaşama şevkimiz kaybolmayacak ve nefes alıyorsak hala yapabiliriz. Kendisindeki okuma şevkine kızan hayattan yılmış insanlar kırkından sonra okumak isteyen birisine ne olacak ki 40 yaşında 8 yıllık tıp fakültesini kazandığında R20;Bitirince 48 yaşında olacaksın." demişler. Adam da R20;Tıp okumasam da 8 yıl sonra 48 yaşında olacağım!R21; demiş.Güzel söylemiş aslındaR30; Yapabilir oluşumuz, doğru-yanlış, iyi-kötü her şeyin denenmesi anlamında değildir kuşkusuz. Söylemeye çalıştığım iyi olan, bizi geliştirmeye açık olan, yaşamdan memnuniyetimizi arttıracak yaratıcımızın tanınmasına hizmet edecek olanları kastediyorum. Ömür bitmeden, tren gitmeden, güneş bizim için sönmeden önce yapılacak her şey bizi daha da büyütecektir ve de mümkündür.Dünyaya madem ki getirildik ve durmaksızın götürülüyoruz bizden amaçlanan şeye ulaşmak adına gösterilen gayretlerin tümü anlamlı. Sizce de öyle değil mi? Nazlı ÖZBURUN İnayetine sığındım, kapına geldim. Hidayetine sığındım, lütfuna geldim Kulluk edemedim, affına geldim Şaşırtma beni, doğruyu söylet Neş'eni duyur, hakikatı öğret Sen duyurmazsan ben duyamam Sen söyletmezsen ben söyleyemem Sen sevdirmezsen ben sevemem Sevdir bize hep sevdiklerini Yerdir bize hep yerdiklerini Yar et bize erdirdiklerini

Ücretsiz Türkçe Blog - deSenblog web tasarýmUmutların kaybolduÄŸu, aÄŸlayanların diyarına Sevda ikliminin en çetin mevsimine Sadece sevenlerin gittiÄŸi bir yere Korkarak deÄŸil gülercesine Acıların diyarına gidiyorum